Futbolun cilvesi işte. Şampiyonlar Ligi elemelerinde fırtına gibi esen Fenerbahçe, ligin ilk haftasında Gençlerbirliği karşısında 2-1'lik bir hezimet yaşadı. Maçın en çok konuşulan tarafı ise şüphesiz N'Golo Kante'nin kulübede başlamasıydı. İsmail Kartal'ın bu tercihi, takımın orta saha dengesini altüst etti.

Orta Saha Kurgusu Değişince

Sezonun ilk maçlarında Skriniar, Ake, Guendouzi ve Kante dörtlüsüyle sahaya çıkan sarı-lacivertliler, bu kez farklı bir kurguyla sahaya yayıldı. Kante'nin yerine İsmail Yüksek ilk 11'de görev aldı. Ama açıkçası bu değişiklik hiç de beklenen karşılığı vermedi. Gençlerbirliği'nin orta alandaki baskısı karşısında Fenerbahçe, kendi yarı sahasından çıkmakta zorlandı. Ev sahibi ekibin bulduğu ilk gol de Guendouzi'nin orta sahada kaptırdığı topun ardından geldi. Hani derler ya, orta saha maçın kaderini belirler; işte tam da o hesap.

İsmail Yüksek'in oyunda kaldığı 59 dakikada 40 kez topla buluşmasına karşılık, Kante'nin sadece 31 dakikada 48 kez topla buluşması, iki oyuncu arasındaki farkı gözler önüne seriyor. Bu sadece sayısal bir üstünlük değil; Fransız yıldızın oyuna girmesiyle birlikte Fenerbahçe'nin rakip yarı sahada daha fazla top tuttuğu ve hücuma daha kolay geçtiği herkesin gözünden kaçmadı. Yani Kante, sadece bir orta saha oyuncusu değil; takımın oyun kurma mekanizmasının kilit taşı.

İsmail Kartal'ın Rotasyon Savunması

Maçın ardından konuşan İsmail Kartal, iki gün sonra Lyon ile oynayacakları kritik maça dikkat çekti. Oyuncuları dinlendirmek ve tüm kadrodan faydalanmak adına rotasyon yaptığını söyledi. Anlaşılabilir bir gerekçe, evet. Ama burada ufak bir not düşmek lazım: Ligde puan kaybının affedilmediği bir ortamda, böyle bir riski almak bence biraz erken. Hele ki Kante gibi bir oyuncunun dinlendirilmesi, takımın savunma ve hücum arasındaki geçişlerini doğrudan etkiliyor.

Geçen sezon da benzer bir tablo yaşanmıştı; Kante'nin olmadığı maçlarda Fenerbahçe'nin topa sahip olma oranı düşüyor, rakip baskısı karşısında çıkış yolları bulmakta zorlanıyordu. Bu maç da o tablonun bir devamı niteliğindeydi. İsmail Kartal'ın Lyon maçını düşünerek yaptığı bu değişiklik, belki de takımın moralini bozarak Avrupa'daki hedefi olumsuz etkileyebilir. Zira kaybedilen bir derbi ya da alt sıradan bir rakibe puan kaptırmak, takımın özgüvenini ciddi şekilde sarsar.

Kante Faktörü ve Gelecek Planları

Açıkçası bu maç, Kante'nin takım için ne kadar vazgeçilmez olduğunu bir kez daha gösterdi. 31 dakikada 48 topla buluşma, sadece bir istatistik değil; oyuncunun oyun görüşü ve pas kalitesiyle takıma kattığı akışkanlığın bir göstergesi. İsmail Kartal'ın rotasyon anlayışını anlamakla birlikte, bu kadar kritik bir oyuncuyu dinlendirmek yerine, belki de oyuna sonradan girerek ritim kazanmasını sağlamak daha mantıklı olabilirdi. Yani ilk 11'de başlayıp 60. dakikada çıkması, hem oyuncunun formda kalmasını sağlar hem de takımın baştan itibaren doğru kurguyla oynamasına imkan tanırdı.

Fenerbahçe'nin önünde uzun bir maraton var. Lyon maçı, ligdeki rakipler, kupa mücadeleleri... Bu süreçte Kante'nin yönetimi, takımın başarısı için kritik önem taşıyor. Umarım İsmail Kartal, bu maçtan gerekli dersleri çıkarır ve bir daha böyle bir tercihle takımı riske atmaz. Zira Fenerbahçe gibi bir kulüpte her maçın bir final olduğunu unutmamak lazım.

TahminciDede yorumu:
Kante'siz bir Fenerbahçe, kanatları kırık bir kartal gibi. İsmail Kartal'ın rotasyonu anlaşılır ama bu kadar erken bir dönemde, hem de ligin ilk haftasında puan kaybına yol açacak bir risk almak bence yanlıştı. Lyon maçı önemli, evet; ama lig maçlarının da en az onun kadar değerli olduğunu unutmamak gerek.